← Hukuk Sözlüğü

Sanık, ceza yargılamasında hakkında suç isnadı bulunan ve kovuşturma aşamasında yargılanan kişiyi ifade eden hukuki terimdir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2. maddesine göre sanık, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir. Bir kişinin sanık sıfatını taşıması, kendisine isnat edilen suçu işlediğinin kesinleştiği anlamına gelmez.

Ceza yargılamasında sanık sıfatı, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle başlar. Bu aşamadan önce suç şüphesi altında bulunan kişi ise şüpheli olarak adlandırılır. Sanık, yargılama boyunca savunma hakkı, müdafi yardımından yararlanma ve kanunda düzenlenen diğer usuli güvencelere sahiptir.

Kısaca: Sanık, hakkında ceza davası açılmış ve yargılaması devam eden kişidir. Sanık olmak suçlu olmak demek değildir. Suçluluğu hukuka uygun biçimde kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar kişi masum sayılır.

Sanık Ne Demek?

Sanık kelimesi, ceza mahkemesinde kendisine bir suç isnat edilen ve hakkında kovuşturma yürütülen kişiyi tanımlar.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sanık kavramı, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi olarak düzenlenmiştir.

Örneğin bir kişinin dolandırıcılık suçu işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılmış olabilir. Bu kişi soruşturma aşamasında şüpheli sıfatını taşır. Cumhuriyet savcısının düzenlediği iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kovuşturma aşaması başlar ve kişi sanık sıfatını kazanır.

Ancak iddianamenin kabul edilmesi, suçun işlendiğinin kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmez. Mahkeme, yargılama sonucunda sanığın beraatine veya kanunda öngörülen başka bir hükme karar verebilir.

Sanık Kimdir?

Sanık, ceza yargılamasının kovuşturma evresinde hakkında suç isnadı bulunan kişidir. Sanık sıfatı, kişinin ceza muhakemesindeki hukuki konumunu belirtir.

Sanık gerçek kişidir. Türk ceza hukukunda ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak kanunda öngörülen güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir.

Sanığın ceza yargılamasındaki temel konumu, kendisine yöneltilen suçlamaya karşı savunma yapabilmesi ve yargılamanın kanuni güvencelerinden yararlanabilmesidir.

Sanık ile Şüpheli Arasındaki Fark Nedir?

Sanık ve şüpheli kavramları, ceza muhakemesinin farklı aşamalarında kullanılan iki ayrı hukuki sıfattır.

  • Şüpheli: Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir.
  • Sanık: Kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesi, soruşturma ve kovuşturma kavramlarını da ayrı ayrı tanımlamaktadır.

Soruşturma, suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.

Örneğin Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ifade veren kişi şüpheli olabilir. Aynı kişi hakkında iddianame kabul edildiğinde sanık olarak yargılanır.

Bir Kişi Ne Zaman Sanık Olur?

Bir kişi, hakkında düzenlenen iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlayan kovuşturma evresinde sanık sıfatını kazanır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 175. maddesine göre iddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.

Bu nedenle yalnızca hakkında şikâyette bulunulması, savcılık soruşturması başlatılması veya kolluk tarafından ifadesinin alınması, kişinin sanık olduğu anlamına gelmez.

Kovuşturma evresinin başlamasıyla kişinin ceza yargılamasındaki sıfatı değişir. Bununla birlikte sanık sıfatının kazanılması, yargılamanın mutlaka mahkûmiyetle sonuçlanacağı anlamına gelmez.

Sanık Olmak Suçlu Olmak mı?

Hayır. Sanık olmak, suçlu olmak anlamına gelmez. Sanık sıfatı, kişinin hakkında bir suç isnadıyla ceza yargılaması yürütüldüğünü gösterir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesinde masumiyet karinesi düzenlenmiştir. Buna göre suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Bu ilke, ceza yargılamasının temel güvencelerinden biridir.

Sanığın suçu işleyip işlemediği, mahkeme tarafından hukuka uygun biçimde elde edilmiş ve değerlendirilmiş deliller çerçevesinde belirlenir.

Bir kişinin hakkında dava açılmış olması, tutuklanması veya suçlamanın kamuoyunda tartışılması, suçluluğunun kesinleştiği anlamına gelmez.

Sanığın Hakları Nelerdir?

Ceza yargılamasında sanık, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında çeşitli haklara ve usuli güvencelere sahiptir.

Bu haklar arasında özellikle şunlar bulunmaktadır:

  • Savunma hakkı: Kendisine yöneltilen suçlamaya karşı açıklama ve savunma yapabilme.
  • Susma hakkı: Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama.
  • Müdafi yardımından yararlanma: Ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatın hukuki yardımını alma.
  • Suçlamayı öğrenme hakkı: Kendisine yöneltilen isnadın bildirilmesi.
  • Delillerin değerlendirilmesini isteme: Kanuni şartlarla savunmasını destekleyen delillerin toplanmasını ve incelenmesini talep etme.
  • Tercüman yardımından yararlanma: Kanunda belirtilen koşullarda tercüman desteği alma.
  • Kanun yollarına başvurma: Başvuru hakkı bulunan kararlara karşı ilgili süre ve şartlarla kanun yoluna başvurma.

Bu hakların kullanımı, yargılamanın aşamasına ve ilgili kanuni düzenlemelere göre farklı usullere tabi olabilir.

Sanığın Susma Hakkı Nedir?

Susma hakkı, sanığın kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklamada bulunmaya zorlanamamasını ifade eder.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre kişiye, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilir.

Bu hak, kişinin kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanmaması ilkesiyle de ilişkilidir.

Sanığın susma hakkını kullanması, suçlamayı kabul ettiği veya suçu işlediğini ikrar ettiği anlamına gelmez.

Ancak susma hakkı, kimlik bilgilerine ilişkin kanuni yükümlülüklerin bulunmadığı anlamına da gelmez. Kimliğe ilişkin sorular ile isnat edilen suç hakkında açıklama yapma konusu birbirinden ayrılmalıdır.

Sanığın Savunma Hakkı Nedir?

Sanığın savunma hakkı, kendisine yöneltilen suçlamaya karşı hukuki ve fiilî açıklamalar yapabilmesini ve kanuni güvencelerden yararlanabilmesini ifade eder.

Savunma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıyla yakından ilişkilidir.

Sanık, ilgili usul hükümleri çerçevesinde suçlamaya cevap verebilir, delillere ilişkin açıklamada bulunabilir ve savunmasını destekleyen hususların değerlendirilmesini isteyebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147, 176 ve 191. maddeleri, sanığın suçlamadan haberdar edilmesi ve dinlenmesiyle ilgili önemli düzenlemeler içermektedir.

Savunma hakkının etkili biçimde kullanılabilmesi için suçlamanın anlaşılabilir şekilde bildirilmesi ve sanığa kanuni savunma imkânlarının tanınması önemlidir.

Sanık Avukat Tutmak Zorunda mı?

Ceza yargılamasında sanığın her durumda özel olarak avukat tutması zorunlu değildir. Ancak kanunda müdafi görevlendirilmesini zorunlu kılan durumlar bulunmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149. maddesine göre şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafinin yardımından yararlanabilir.

Aynı Kanun’un 150. maddesinde ise bazı durumlarda müdafi görevlendirilmesi düzenlenmiştir.

Örneğin müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden sanığın istemi üzerine kanuni şartlarla müdafi görevlendirilmesi mümkündür.

Çocuklar, kendisini savunamayacak derecede malul olanlar ve sağır veya dilsiz kişiler bakımından, belirli koşullarda istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi gerekir.

Ayrıca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada da istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi öngörülmektedir.

Sanık Müdafii Ne Demek?

Sanık müdafii, ceza muhakemesinde sanığın savunmasını yapan avukattır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukat olarak tanımlanmıştır.

Müdafi, savunmaya ilişkin işlemlerde sanığa hukuki yardım sağlar ve kanunun tanıdığı yetkiler çerçevesinde savunmaya katılır.

Sanık müdafii ile müşteki veya katılan vekili aynı hukuki sıfatı taşımaz. Müdafi, suç isnadı altındaki kişinin savunmasını üstlenirken vekil, ilgili kişiyi kanunda öngörülen sıfatıyla temsil eder.

Konuyla bağlantılı olarak müşteki kavramının hukuki anlamını da inceleyebilirsiniz.

Sanık Duruşmaya Gitmek Zorunda mı?

Ceza yargılamasında sanığın duruşmada hazır bulunması kural olarak önemlidir. Ancak sanığın duruşmaya katılmasıyla ilgili yükümlülükler ve istisnalar Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 193. maddesinde sanığın hazır bulunmaması hâlinde uygulanacak genel usul yer alır. Aynı Kanun’un 194 ila 196. maddelerinde de sanığın yokluğunda yapılabilecek işlemler ve duruşmadan bağışık tutulma durumları düzenlenmiştir.

Bu nedenle sanığın bütün duruşmalara mutlaka şahsen katılması gerektiği veya avukatının bulunmasının her durumda yeterli olduğu söylenemez.

Sanığın hazır bulunmasının gerekli olup olmadığı, dava ve işlemin niteliğine göre değerlendirilir.

Sanık Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?

Sanığın usulüne uygun şekilde çağrıldığı duruşmaya gelmemesi, kanuni koşullara göre farklı sonuçlar doğurabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 176. maddesi kapsamında tutuklu olmayan sanığa gönderilen çağrı kâğıdında, mazereti olmaksızın gelmediği takdirde zorla getirilebileceği belirtilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 199. maddesinde ise mahkemenin sanığın zorla getirilmesine ilişkin karar verebilmesi düzenlenmiştir.

Ancak sanığın duruşmaya katılmaması, her durumda otomatik olarak tutuklanacağı veya hakkında mahkûmiyet hükmü kurulacağı anlamına gelmez.

Mazeretin niteliği, duruşmadaki işlemler ve ilgili usul hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Sanık Hakkında Yakalama Kararı Verilebilir mi?

Ceza yargılamasında kanunda belirtilen koşulların bulunması hâlinde sanık hakkında yakalama emri düzenlenebilir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 98. maddesinde yakalama emrine ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Özellikle çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan kişiler bakımından kanuni şartların oluşması durumunda yakalama emri gündeme gelebilir.

Ancak yakalama emri, mahkûmiyet kararı veya tutuklama kararıyla aynı anlama gelmez.

Yakalama işleminin amacı ve sonrasında yapılacak işlemler, kararın hukuki dayanağına göre belirlenir.

Sanık Tutuklanır mı?

Sanık hakkında, kanunda belirtilen koşulların bulunması hâlinde tutuklama kararı verilebilir. Ancak sanık sıfatını taşımak tek başına tutuklama nedeni değildir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi, tutuklama nedenlerini ve şartlarını düzenlemektedir.

Tutuklama bakımından kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve kanuni tutuklama nedenlerinin değerlendirilmesi gerekir.

Tutuklama kararı verilirken ölçülülük ilkesi ve adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmayacağı da dikkate alınmalıdır.

Tutukluluk bir ceza değildir. Ceza muhakemesinde uygulanan koruma tedbirlerinden biridir. Tutuklanan kişinin suçu işlediği kesinleşmiş olmaz.

Sanık ile Hükümlü Arasındaki Fark Nedir?

Sanık ve hükümlü, ceza hukukunda farklı hukuki durumları ifade eder.

  • Sanık: Kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç isnadı altında bulunan kişidir.
  • Hükümlü: Hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş kişidir.

Örneğin ilk derece ceza mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ancak karar henüz kesinleşmemişse kişi, ceza muhakemesi bakımından sanık sıfatını taşımaya devam eder.

Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesiyle hukuki durum değişir.

Bu ayrım, özellikle masumiyet karinesi ve ceza yargılamasının aşamalarının doğru anlaşılması bakımından önemlidir.

Sanık ile Müşteki Arasındaki Fark Nedir?

Sanık ve müşteki, ceza muhakemesinde farklı konumlarda bulunan kişileri ifade eder.

Sanık, hakkında suç isnadıyla kovuşturma yürütülen kişidir. Müşteki ise bir suç nedeniyle şikâyette bulunan kişiyi ifade eder.

Örneğin hakaret suçuna ilişkin bir ceza yargılamasında şikâyette bulunan kişi müşteki, hakkında kamu davası açılan kişi ise sanık sıfatını taşıyabilir.

Ancak bir kişinin müşteki veya sanık olarak dosyada yer alması, olayın hukuki sonucunun baştan kesinleştiği anlamına gelmez.

Karşılıklı suç isnatlarının bulunduğu olaylarda aynı kişi, farklı isnatlar bakımından hem müşteki hem de sanık sıfatıyla dosyada yer alabilir.

Sanık İfade mi Verir, Savunma mı Yapar?

Ceza muhakemesinde ifade alma, sorgu ve savunma kavramları birbirine yakın görünmekle birlikte farklı anlamlara sahiptir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde ifade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili dinlenmesi olarak tanımlanmıştır.

Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesidir.

Kovuşturma aşamasında sanığın mahkeme önünde kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapması, savunma hakkının kullanılmasıyla ilgilidir.

Bu nedenle günlük dilde birbirinin yerine kullanılan ifade verme ve sorgu terimleri, kanuni tanımlar bakımından aynı değildir.

Sanık Beraat Ederse Ne Olur?

Beraat, mahkemenin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde düzenlenen nedenlerden birine dayanarak sanık hakkında beraat hükmü vermesidir.

Örneğin yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması veya yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde beraat kararı verilebilir.

Beraat kararı, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmadığını gösterir.

Ancak beraat kararının kesinleşme durumu, kanun yolu başvuruları ve diğer hukuki sonuçlar somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.

Sanık Hakkında Hangi Kararlar Verilebilir?

Ceza yargılamasında mahkeme, yapılan yargılamanın sonucuna göre Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde düzenlenen hükümlerden birini verebilir.

Bu hükümler arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Beraat: Kanunda belirtilen beraat nedenlerinin bulunması hâlinde verilen hükümdür.
  • Ceza verilmesine yer olmadığı: Kanunda öngörülen nedenlerle ceza verilmemesine ilişkin hükümdür.
  • Mahkûmiyet: Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması hâlinde verilen hükümdür.
  • Güvenlik tedbirine hükmedilmesi: Kanuni koşullarda güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesidir.
  • Davanın reddi: Kanunda belirtilen koşulların bulunması hâlinde verilen hükümdür.
  • Davanın düşmesi: Düşme nedenlerinin gerçekleşmesi hâlinde verilen hükümdür.

Bu kararların her biri farklı hukuki sonuçlar doğurur. Mahkûmiyet dışındaki bütün hükümlerin beraatle aynı anlama geldiği düşünülmemelidir.

Sanık Hakkındaki Karara İtiraz Edilebilir mi?

Sanık veya kanunen başvuru hakkı bulunan diğer kişiler, ilgili koşulların gerçekleşmesi hâlinde mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilir.

Ancak başvurulabilecek kanun yolu, kararın türüne ve uygulanacak ceza muhakemesi hükümlerine göre değişir.

Örneğin ilk derece ceza mahkemesince verilen istinafa açık hükümlere karşı bölge adliye mahkemesine başvurulabilir.

Bölge adliye mahkemesinin temyize açık kararları bakımından ise Yargıtay incelemesi gündeme gelebilir.

Bu konularda istinaf ve temyiz kavramlarına ilişkin açıklamalarımızdan yararlanabilirsiniz.

Sanık Duruşmada Son Sözü Söyler mi?

Ceza yargılamasında sanığa son söz hakkının tanınması, savunma hakkı bakımından önemli bir güvencedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına göre hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.

Bu düzenleme, hüküm verilmeden önce sanığın mahkemeye son açıklamasını yapabilmesine imkân tanır.

Ancak bu kuralın uygulanmasında sanığın duruşmada hazır bulunup bulunmadığı ve ilgili usuli durum dikkate alınmalıdır.

Sanık Mahkemede Nasıl Savunma Yapar?

Sanığın savunması, kendisine yöneltilen suçlamayı öğrenmesi ve kanuni hakları çerçevesinde açıklamada bulunabilmesi üzerine kuruludur.

Sanık, isnat edilen fiille ilgili kendi anlatımını sunabilir, olayın farklı yönlerini açıklayabilir ve savunmasına ilişkin delillerin değerlendirilmesini isteyebilir.

Ancak savunma yapılması, sanığın kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanabileceği anlamına gelmez.

Savunma sürecinde özellikle isnadın niteliği, dosyadaki deliller, usuli işlemler ve ilgili ceza muhakemesi hükümleri önem taşır.

Sanık Dosyasını UYAP’tan Görebilir mi?

Ceza dava dosyalarına ilişkin bazı bilgiler, kişinin dosyadaki sıfatına ve erişim yetkilerine bağlı olarak UYAP üzerinden görüntülenebilir.

Sanık, erişim yetkisi bulunan dosyalara ilişkin bilgilere UYAP Vatandaş Portal üzerinden ulaşabilir.

Ancak bütün dosya evraklarına her kullanıcı tarafından sınırsız erişim sağlandığı söylenemez.

Özellikle dosyanın niteliği, kişisel verilerin korunması ve yargılama aşamasına ilişkin kurallar erişim kapsamını etkileyebilir.

Sanık Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Sanık, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç isnadı altında bulunan kişidir.
  • Sanık sıfatı, kural olarak iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlar.
  • Soruşturma aşamasındaki kişi şüpheli, kovuşturma aşamasındaki kişi sanık olarak adlandırılır.
  • Sanık olmak, suçun işlendiğinin kesinleştiği anlamına gelmez.
  • Sanık, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkından yararlanır.
  • Sanığın savunma, susma ve müdafi yardımından yararlanma hakları bulunmaktadır.
  • Kanunda belirtilen durumlarda sanığa istemi olmasa da müdafi görevlendirilmesi gerekir.
  • Sanık hakkında yakalama veya tutuklama kararı verilmesi, mahkûmiyetle aynı anlama gelmez.
  • Sanığın duruşmaya katılımına ilişkin kurallar, ilgili usul hükümlerine tabidir.
  • Sanık hakkında beraat, mahkûmiyet veya kanunda düzenlenen başka hükümler verilebilir.
  • Mahkûmiyet kararı henüz kesinleşmemiş kişi, ceza muhakemesi bakımından sanık sıfatını korur.
  • Sanık ve müşteki, ceza muhakemesinde farklı hukuki sıfatlardır.

Sanık ile İlgili Hukuki Dayanaklar

Sanık kavramı ve sanığın ceza muhakemesindeki hakları, başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu olmak üzere ilgili mevzuatta düzenlenmektedir.

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36: Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38: Suç ve cezalara ilişkin esaslar, masumiyet karinesi ve kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaması.
  • 5271 sayılı CMK m. 2: Sanık, şüpheli, müdafi, soruşturma ve kovuşturma tanımları.
  • 5271 sayılı CMK m. 98: Yakalama emri.
  • 5271 sayılı CMK m. 100: Tutuklama nedenleri ve şartları.
  • 5271 sayılı CMK m. 147: İfade ve sorguda uyulacak usul.
  • 5271 sayılı CMK m. 149-150: Müdafi yardımından yararlanma ve müdafi görevlendirilmesi.
  • 5271 sayılı CMK m. 175: İddianamenin kabulü ve kovuşturmanın başlaması.
  • 5271 sayılı CMK m. 176: İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması.
  • 5271 sayılı CMK m. 191: Duruşmanın başlaması ve sanığın sorgusu.
  • 5271 sayılı CMK m. 193-196: Sanığın duruşmada hazır bulunması ve ilgili istisnalar.
  • 5271 sayılı CMK m. 216: Delillerin tartışılması ve sanığın son söz hakkı.
  • 5271 sayılı CMK m. 223: Duruşmanın sona ermesi ve hüküm türleri.

Resmî kaynaklar:

Sanık sıfatının hukuki sonuçları, isnat edilen suçun niteliğine, yargılamanın aşamasına ve ilgili kanun hükümlerine göre değişebilir. Bu nedenle savunma hakkının kullanılması, koruma tedbirleri, duruşmaya katılım ve kanun yolu başvuruları bakımından somut dosyanın özellikleri dikkate alınmalıdır.

Kategori
1